Oyun, Batman’in Joker’i yakalayarak Arkham Asylum’a götürme sahnesiyle başlıyor. Arkham Asylum ise denizin ortasında yer alan ve Gotham şehrinin azılı suçlularının götürüldüğü bir akıl hastanesi-hapishane ortaya karışık bir yer. Tabii
doğal olarak burada delisinden katiline kadar bin bir çeşit düşman yer alıyor. Anlaşılacağı üzere biz aslında yapımda öyle aman aman işlenmiş bir konuyu da oynamıyoruz, bir nevi yıldızlar geçidine tanık oluyoruz dersek sanırım yanlış olmaz. Çünkü Joker’in hapishaneye girdiği anda, aslında Batman’e oyun oynadığını görüyoruz ve Harley Quinn’in yardımıyla aniden koca hapishaneyi kontrolü altına alarak, bütün düşmanları sırasıyla Batman’in üzerine salıyor. Biz de Joker’i bulmak için birkaç devasa binadan oluşan Arkham’da yola koyuluyor ve önümüze gelen düşmanları da ortadan kaldırıyoruz. Tabii aynı zaman da yardıma muhtaç görevliler olsun, doktorlar olsun kurtarmak için el uzatıyoruz.
Belirttiğim gibi adeta yıldızlar geçidine tanık olduğumuz Arkham’ın dar ve ürkütücü koridorlarında karşımıza; Harley Quinn’den Mr. Zsasz’a, Bane’den Riddler’a, Scarecrow’dan Poisen Ivy’e, Killer Croc’dan Joker’e kadar görmeye doyamayacağınız birbirinden harika karakterler çıkıyor. Açıkçası sırf bunları görüp, onlara karşı mücadele vermek için bile alınabilecek bir oyun olmuş BAA. Ürünü almaya değer kılan bir diğer unsur da, bunca harika düşmanın yer aldığı bir oyunda, “Sizi sadece dövüştürerek” sıkmayan yapısı. Bu durum kullanıcıya o kadar güzel bir şekilde yansıtılmış ki, düşmanlara karşı mücadele verdiğiniz zamanlar veya sessiz koridorlarda iz peşinde koştuğunuz anlar, tam kıvamında bırakılmış. Yapımın hiçbir anına sıkıcı diyemiyorsunuz, bu da BAA’ın oynanabilirliğine tavan yaptıran yegane özellik olarak karşımıza çıkıyor.
Add comment